Onlarca yıl boyunca Megan Helton’ın büyükanne ve büyükbabası, sevgi ve arkadaşlıkla şekillenen bir hayatı paylaştı. Büyükanne ciddi bir beyin komplikasyonu geçirdiğinde, iyileşme süreci boyunca yanında kalan kocası oldu. Yıllar sonra, onun bakımına ihtiyaç duyan kişi kocası olacaktı.
Yaklaşık sekiz yıl önce kadın, beyindeki anormal kan damarı kümesi olan ve sonunda yırtılarak beyin ameliyatı gerektiren bir arteriovenöz malformasyon (AVM) geçirdi. Ameliyatın ardından yürüme, konuşma ve yemek yeme gibi temel becerileri yeniden öğrenmek zorunda kaldı.

Kocası onun yanından hiç ayrılmadı. İyileşme süreci boyunca ona eşlik etti ve yeniden kendi başının çaresine bakmayı öğrenirken onunla ilgilendi.

Ancak bu ameliyattan iki ya da üç yıl sonra, onda değişiklikler görülmeye başladı. Ailesi Alzheimer belirtilerini fark etmeye başladı ve hastalık ilerledikçe anıları yok olmaya başladı.

Megan, büyükbabasının durumunun hızla değişebildiğini söyledi. Karısını tanıdığı anlar da vardı, yetmiş yılı aşkın süredir yanında olan kadının kim olduğunu bilmediği anlar da.
Ancak karısı için bu, kocasını terk etmek anlamına gelmiyordu.
Megan’a göre, onun bir bakımevine gönderilmesine asla izin vermeyecekti. Kadın, kendi beyin hastalığını atlatarak iyileşmesinin, hayatının son yıllarında «en iyi arkadaşının» yanında kalmasına olanak tanıyan ikinci bir şans olduğuna inanıyor.

Megan’ın çocukluğundan beri hatırladığı bir görüntü var: büyükanne ve büyükbabasının el ele tutuşması.
Alzheimer hastalığı onun dünyayı görme biçimini değiştirmeye başladığında bile, büyükannesi onun elini tutmak için elini uzatmayı sürdürdü.

Büyükannesine bunca yıl birlikte kalmanın sırrı sorulduğunda, yanıtı basitti: «Dayan!», «sonuna kadar dayan» şeklinde çevrilebilecek bir ifade.

Megan için büyükanne ve büyükbabası, diğer kişinin birlikte paylaştıkları her anı hatırlamasına bağlı olmayan bir sevgiyi temsil ediyor. Anılar silinmeye başladığında bile varlığını sürdüren bir sevgi.
