Ekim 2009’da, 74 yaşındaki Alman bir doktor Fransa’nın Mulhouse kentindeki bir adliyenin önünde elleri bağlanmış ve ağzı tıkaçlanmış hâlde bulundu.
Onu oraya gönderen kişi ne bir polis memuruydu ne de bir hâkim. André Bamberski adında emekli bir muhasebeciydi.
14 yaşındaki Fransız kız Kalinka, Temmuz 1982’de annesi ve Alman üvey babası doktor Dieter Krombach’ın evinde öldü. Krombach, o gece ona kobalt-demir enjeksiyonu yaptığını kabul etti. Bunun bronzlaşması için olduğunu söyledi. Savcılar ise Kalinka’yı etkisiz hâle getirip ona cinsel saldırıda bulunmak için yapıldığına inanıyordu.
Almanya dosyayı kapattı. Babası kapatmadı.

Fransız olduğu için Kalinka, üvey babasının Fransa’da yargılanmasını isteme hakkına sahipti. 1995’te bir Paris mahkemesi onu gıyabında 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. Almanya onu iade etmedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de sonunda bu mahkûmiyet kararını usule ilişkin gerekçelerle bozdu.
André ise yirmi yedi yıl boyunca mektuplar, davalar ve kapanan kapılarla baş başaydı. Bir de kızının iki kez ölmüş olduğu hissi vardı.
Sonra geri alınamayacak bir adım attı. Krombach’ı Almanya’da kaçırtıp dövülmüş ve bağlanmış hâlde sınırın ötesine taşıttı, sabaha karşı da bir Fransız adliyesinin önüne bıraktırdı. Bamberski, adam kaçırma şüphesiyle gözaltına alındı.


2011’de bir Paris mahkemesi, Krombach’ı öldürme kastı olmaksızın kasten şiddet uygulayarak ölüme neden olmaktan 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. Ceza temyizde onandı. Yıllar sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de cezayı onadı.
André, adam kaçırma suçundan bir yıl ertelenmiş hapis cezası aldı. Yaptıkları için özür dilemedi.
Tek istediği, nihayet birinin kızının gözlerinin içine bakmasıydı.

