Bir peçete konuşmaz. Ama konuşabilseydi, bu hafta anlatacak bir şeyi olurdu.
14 Aralık 2000’de, Montjuïc’teki Pompeia Tenis Kulübü’nde, gergin bir adam bir cevap bekliyordu. Adı Jorge Messi’ydi. 13 yaşındaki oğlunu Barcelona’ya getirmiş, denemelerden geçmiş, bir türlü gelmeyen imza için haftalarca beklemişti. Barcelona’nın şüpheleri vardı. Jorge’nin şüpheye yer bırakacak zamanı yoktu: Rosario’ya eli boş dönmemek için kesinliğe ihtiyacı vardı.

Karşısında kulübün teknik sekreteri Carles Rexach vardı. Elinin altında bir sözleşme yoktu. Masadaki tek şeyi aldı: bir kâğıt peçete. Kendi sorumluluğu altında oyuncu Lionel Messi Cuccittini ile sözleşme imzalamayı taahhüt ettiğini yazdı. Josep Maria Minguella ve Horacio Gaggioli de hukuki hiçbir değeri olmayan bir vaadin tanıkları olarak imza attı. Bu bir sözleşme değildi. Bir adamın sözü, bir bar peçetesine yazılmıştı. Jorge için bu yeterliydi. O peçeteyi, oğlunun geleceğine açılan bir pasaportu saklar gibi sakladı. Buruşturulmuş kâğıt parçasının yıllar sonra neredeyse bir milyon dolara açık artırmada satılacağını bilmiyordu. O öğleden sonra, futbol tarihinin en büyük kariyerinin ilk belgesini elinde tuttuğunu da bilmiyordu. Lionel, Barcelona için 782 maç oynadı. 674 gol attı. Dört Şampiyonlar Ligi kazandı. Her şey orada, Montjuïc’teki bir masada, imzalı bir şey elde edene kadar bırakmayan bir babayla başladı. Jorge Messi, 7 Ağustos Cuma günü 68 yaşında öldü. Bunu öğrenince Rexach aynı eski hikâyeyi yeniden anlattı: bir peçetenin bir babanın ıstırabını dindirdiği o öğleden sonrayı. Peçete hâlâ orada, çerçevelenmiş, satılmış, ünlü. Jorge ise yok.

Ama ona her bakan, pes etmeyen bir babaya da bakmış olacak.
