
On saat. Ailesiyle birlikteyken dağların yükseklerinde kaybolan bir çocuk için umutsuz aramanın sürdüğü süre buydu. Arazide tarama yapan onlarca insan, geçen her saatle büyüyen panik ve kimsenin yüksek sesle yanıtlamaya cesaret edemediği soru.
Kurtarma ekipleri onu sonunda bulduğunda, karşılaştıkları manzara her şeyi durdurdu: çocuk uyuyordu. Derin bir uykudaydı, tek bir çizik bile yoktu; sanki kestirmek için dünyanın en rahat yeri olarak dağı seçmiş gibiydi. Zarar görmemişti. Sakindi. Etrafında seferber edilen operasyondan tamamen habersizdi.
Bu olay, şaşırtıcı bir istatistiksel gerçeği hatırlatıyor: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki doğal parklarda kaybolan insanların %90 ile %95’i ilk 12 saat içinde bulunuyor. Bu çocuk da o istatistiğin bir parçası oldu, hem de mümkün olan en beklenmedik şekilde.
