Futbol, en saf hâliyle, yalnızca taktiklerin ve Ballon d’Or ödüllerinin sporu değildir. Her şeyden önce, modern çağın en büyük mucize üreticisidir. Umutsuzluğun çoğu zaman zemin kazanıyor gibi göründüğü bir dünyada, Nijeryalı Victor Osimhen‘in hikâyesi (ve Kylian Mbappé gibi Bondy’nin dışlanmış banliyölerinde gökyüzüne ulaşmadan önce yoksulluğu çalımlamak zorunda kalan diğer büyük yıldızların hikâyeleri), geçmişin yaralarının geleceğin madalyalarına dönüşebileceğini bize hatırlatıyor.


Bugün Osimhen, gezegendeki en çok aranan forvetlerden biri, tüm Avrupa’yı büyüleyen bir ağların devi. Ancak bugünkü gülümsemesini anlamak için önce geçmişiyle birlikte ağlamayı öğrenmek gerekir.
İtalya’daki dönemi (Serie A): Türkiye’ye gelmeden önce Osimhen, İtalya Serie A’da Napoli (Naples) ile zirveye ulaştı; burada ligin en golcü oyuncusu (Capocannoniere) olarak kendini kabul ettirdi ve takımı, Diego Maradona döneminden bu yana 33 yıl sonra tarihi ve unutulmaz bir Scudetto‘ya (lig şampiyonluğu) taşıdı.


Tarihi, milyonlarca dolarlık transferinin ardından Osimhen, Türk futbolunun tartışmasız kralı hâline geldi. Yeni sona eren 2025/2026 sezonunda tüm kulvarlarda 22 gol attı ve az önce «Türkiye’de Yılın Futbolcusu» ödülüne layık görüldü; böylece Galatasaray’ı liginin tartışmasız şampiyonu olarak perçinledi.
