Şu yüze bakın. Bu, yenilmiş bir adamın yüzü değil: sahip olduğu her şeyle bir şeyi sevmiş bir adamın yüzü.
Bu fotoğrafta başarısızlık yok. Yavaşça süzülen bir gözyaşında yoğunlaşmış yirmi yıllık adanmışlık var. Messi boşluğa bakıyor, gümüş madalya seçmediği bir yük gibi asılı, yüzü kelimelerin anlatamadığını anlatıyor.
O yaşlı gözlerin ardındaki her şeyi düşünelim. Büyümek için her gece bacaklarına iğne yapan çocuk. On yaşında, tek başına okyanusu aşan, her şeyi geride bırakan çocuk. Üç final kaybeden ve soğuk kalpli denmesine katlanan çocuk. Katar’da zafere ulaşana kadar geri dönen, hep geri dönen çocuk.
Ve şimdi, 39 yaşında, bu son gözyaşı. Bunun son kez olduğunu, rövanş olmayacağını, perdenin indiğini bilen birinin gözyaşı.
Ama o fotoğrafın söylemeden haykırdığı bir şey var: ancak kendini tamamen veren biri böyle ağlar. Gözyaşları, bunun onun için ne kadar önemli olduğunun tam ölçüsüdür. Ve bu, Messi için herkesten daha önemliydi.
Acıma duymayın. Minnettarlık duyun. Çünkü o gözyaşının ardında bizi mutlu eden, dünya griyken bize sihir veren, tüm nesillere bir formayı sevmenin ne anlama geldiğini öğreten bir kariyer var.
Bu görüntüyü saklayalım. Kaybeden adamın görüntüsü olarak değil, sonuna kadar her şeyini verenin görüntüsü olarak.
Teşekkürler, Leo. O gözyaşı bizim de gözyaşımız. 🐐🇦🇷
