Venezuela’nın Carabobo kentinden genç bir adam, annesi seyirciler arasında olmadan liseden mezun oldu.
Annesi bu günü görmeden önce hayatını kaybetmişti. Bu yüzden onun yine de orada olmasının bir yolunu buldu: En çok sevdiği şeyi bırakmayı reddeden biri gibi, portresini kollarında tuttu.
Bu sadece bir fotoğraf değildi. Onu kalbinde, ruhunda, kendisini o sahneye getiren her kararda taşıdığını söyleme biçimiydi.
Yanında küçük kız kardeşi, teyzesi ve büyükbabası vardı; büyükbabası kendini tutamadı ve kızının portresini, sanki yalnızca bir saniyeliğine de olsa hâlâ yakınında olduğunu hissedebilirmiş gibi öptü.
O annenin emeği yol boyunca kaybolmadı. Sessizlik içinde, artık herkesin hatırladığı bir görüntüde onunla birlikte mezun oldu.
