Pamela Cisneros 49 yaşındaydı, üç çocuk annesiydi, psikoloji eğitimi almıştı ve New York’ta bir hukuk firmasında çalışıyordu. Onu tanıyanlara göre bunların hiçbiri, 31 Ağustos’ta Times Square’in ortasında karıştığı sahneyle örtüşmüyordu.

O gün Cisneros, görünüşe göre rastgele seçtiği iki kişiye bıçaklarla saldırdı. Önce 68 yaşındaki bir erkeği yaraladı ve yaklaşık 20 saniye sonra, doğum izninin ardından işe yeni dönmüş olan 32 yaşındaki Bank of America yöneticisi Erin Piacenti’yi bıçakladı. Piacenti hastanede hayatını kaybetti.

Ardından Cisneros, elinde iki bıçakla polislerin karşısına çıktı. Polis memurları defalarca bıçakları bırakmasını emretti ve elektroşok silahı kullandı, ancak onu durduramadılar. Elindeki silahlarla üzerlerine doğru ilerleyince iki polis memuru ateş açtı. Cisneros daha sonra hastanede hayatını kaybetti.
Şimdi hayatına dair ayrıntılar ortaya çıkmaya başlıyor ve yaşananları daha da şaşırtıcı kılıyor.

Ailesi, 12 yıl boyunca ruh sağlığı sorunlarıyla mücadele ettiğini söylüyor. Erkek kardeşi, doğum sonrası depresyondan bipolar bozukluk olasılığına uzanan bir süreç tarif ederken polis, Cisneros’un belgelenmiş ruh sağlığı krizi geçmişi olduğunu doğruladı.

Babası, yıllarca onu tıbbi randevularına götürdüğünü ve aylık iğneler yoluyla tedavi gördüğünü söyledi. Sonunda durumunun stabil olduğuna inanıyordu. Ancak saldırıdan aylar önce Cisneros, randevularına gitmesi için babasının yardımını reddetmeye başladı.
Onu tanıyanlar bile, Times Square videolarında görülen kişiden çok farklı, sakin ve kibar bir kadın olduğunu anlatıyordu.

Ailesi hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyor.
Soruşturma sürerken Pamela Cisneros’un hikâyesi zor bir soruyu gündeme getiriyor: Hayatının kontrolünü yeniden kazanıyor gibi görünen bir kadın, son aylarda nasıl oldu da New York’un en işlek yerlerinden birinde bir trajedinin merkezine geldi?
