Marc-André ter Stegen, babası evden ayrıldığında 10 yaşındaydı.
Onu bir daha hiç görmedi. Bugün, 34 yaşında ve kariyerinin neredeyse tamamını Barça’da geçirdikten sonra, Alman kaleci bu konuyu kırgınlık duymadan ve kendisini kurban gibi göstermeden anlatıyor: «Sahip olmadığınız şeyi özleyemezsiniz». Barcelona’da oynamaya başladığı dönemde babasının öldüğü haberini aldı. Üzüldü ama yanında olmuş birini kaybetmenin yarattığı boşluğa benzer bir şey hissetmedi.

Sahip olduğu şeyin ise, kendisine göre, yanında kalan insanlar olduğunu söylüyor. Her şeyi olarak tanımladığı ve çocukluğu boyunca çok yakın bir ilişki kurduğu annesi. Bir de onu antrenmanlara götüren ve sonunda eksikliğini hissettiği baba figürü hâline gelen büyükbabası: sessiz sedasız, yaygara koparmadan ama hep orada, istikrarlı ve sevgi dolu.
Yıllar geçtikçe başka bir şeyi daha anladı. Büyükbabası da bu rolden keyif alıyordu; çünkü kaleci olmayı hayal eden çocuğa eşlik etmek ona kendi yaşamında bir amaç veriyordu.

Ter Stegen kaybettiklerinden söz etmiyor. O boşluğu dolduran insanlardan söz ediyor.❤️
